Sessiz Bir Yer Film Yorumu


“Konuşursan, ölürsün” şeklinde kısa bir mottaya sığdırılabilecek a quiet place (sessiz bir yer), arkasına paramount ve columbia pictures gibi büyük stüdyoları almasına ve gişe canavarı olmasına rağmen tam olarak popüler kültür filmi değil. Çünkü alıştığımız korku – gerilim türü formüllerinin dışında bir anlatısı var. Anlatıdaki farklılık, senaryonun diğer korku filmlerine nazaran daha yavaş, bir dram filmiymişçesine işlenmesi – ki aslına bakılırsa filmin dram yönü de ağır basıyor.

Neler olup bittiğini bilmediğimiz, sadece dünyaya yaratıkların indiğini ve onların da ses çıkaran her şeyi öldürdüklerini öğrendiğimiz filmde, hayatta kalmayı başaran abbott ailesini izliyoruz. Bu, onların sadece hayatta kalmalarının hikayesini değil, aralarındaki bağlarla ilgili bir alt metni de kapsıyor. İşaret diliyle konuşuyorlar – işaret dili bilmelerindeki neden de kızlarının sağır olması. Yani filmi yöneten, senaryoda da parmağı olan ve Emily Blunt ile başrolü paylaşan John Krasinski, “bu aile işaret dilini nereden öğrendi?” sorusunu sormamızı baştan engelleyerek, açık arayan izleyicinin yolunu kapamış oluyor.

Konuşmalarını işaret diliyle yapan beş kişilik bir aile,yaratıkların cirit attığı ortamda hayatta kalmaya çalışmaktadır. Küçük çocuklarının oyuncağı ile çıkarttığı gürültü sonrasında yerleri deşifre olur ve sonrasında aile ile yaratıklar arasında kaçıp kovalama süreci başlar..

Şimdi gözlerinizi birkaç dakikalığına kapatın. Uzun yıllar konuşmadığınızı ve hiçbir şekilde gürültü yapamadığınızı düşünün. Çok zor değil mi? Filmi izlerken karakterlerin, yaratıklara avlanmamak için zorunluluk nedeni ile konuşamaması ve gürültü yapamaması sizi gerdikçe geriyor. Sonra, konuşamayan, duyamayan, göremeyen engelli insanlar geliyor aklınıza.. Bir anda onların dünyasına girip, kendinizi onların yerine koyup hüzünleniyorsunuz elinizde olmadan.

Düşünsenize, öyle bir ortam ki şarkı söyleyemiyorsun, çığlık atamıyorsun, en önemlisi tek harf dahi dudaklarından dökülemiyor! Ve böyle bir ortamda anne-baba olarak çocuklarına, yaşamlarını devam ettirebilmek için sessiz kalmayı öğretirken, en ufak tıkırtının bile hayatını kararttığı dünyaya hamile kalarak çocuk getirmeye çalışıyorsun. Nasıl olacak bu? Ailenin işitme engelli büyük kızı Regan’ın, kardeşinin ölümünden kendini sorumlu tutarak suçluluk duyması sonucu gelişen asilik ise filmin dram yönünün canlı kalmasını sağlıyor.

Filmi, uzun dakikalar boyunca konuşma, gürültü olmadan izlerken geriliyor ve şelale sahnesinde suyun sesini duyunca tuttuğunuz nefesi bırakıp rahatlıyorsunuz. Çoğu korku-gerilim filmlerinde baskın olan gürültüdür. Ses efektleri, bam-gümler ile seyirciye baskı uygulanır. Bu film öyle değil. Gereksiz bam gümler yok. Karakterler olabildiğince insani ve gerçek.

Sessiz Bir Yer filminde, insanların ”-evet olabilir” diyebileceği inanılabilir dramatik gerilimli ortam yaratılırken, akış içerisinde aklınıza takılan sorulara oldukça mantıklı akılcı çözümler üretilmiş. Akıcı ve iyi yazılmış senaryonun kurgusu da iyi yapılmış. Olay örgüsüne uygun müzikler ve ses efektleri ise tadında. Oyunculukları beğendim. 

Annenin (Emily Blunt) hamileliğinin son zamanlarında ise gerilim tavan yapıyor. Bebeğini doğurmak için bir yandan çabalarken, bir yandan onu avlamaya gelen yaratıktan kaçmaya çalışması ise nabzı yükselten sahne oluyor.

Sevmediğim kısım ise yani evet güzel bir konu işlenmiş falan ama insan bir son veya bir başlangıç bekliyor. Sadece kısa bir an anlatılıp geçilmiş. Kafada bir sürü soru bırakarak film bitiyor. ”Bu canavarlar neden geldi ? Kurtulmanın yolu yok mu ? Neden sese saldırıyorlar ? Ömür boyu böyle mi devam edecek? ” gibi 🙂 Açıkçası ben çok merak ettim ve çözümü de yoktu. Genelde alışmışız ya hep korku filmlerinde veya bilim-kurgu filmlerinde başta yaratıkların oluşma sebebi ve sonda da bu soruna bir çözüm bulunup normal sıradan hayatlara geri dönme durumu olur. Bunda öyle bir şey yok sadece bir aylık gibi kısa bir kesiti seyredip bırakıyorsunuz gibi filmi. Bu yüzden birazcık eksik kaldı bende. Anlamadığım bir diğer şey de lanet bir Dünya’da yaşıyorsunuz 3 tane çocuk yapmışsınız evet aferin. Koruyamadınız birini yamyamlar yedi onu da geçiyorum da niye hala çocuk yapıyorsunuz yani mantıklı mı . Bebek bu ağlayıp zırlayacak nasıl baş edeceksin bununla. Yani çok mantıksız gerçekten . . . 

Filmden Kesitler ;

Son sahne ise bence baya acıklıydı ya, kızına hiç seni seviyorum demeyen bir babanın ölmeden önce söylediği tek şey . . .
Bu sahne baya fenaydı işte …
Buda sese duyarlı olan canavarımız
Klasik bir akşam yemeği
Bu ise filmin giriş ve can alıcı sahnesi . . .


Bizi Diğer Platformlarda Takip Et 🙂

Beğendiysen bizi takip edebilirsin :)